ISSN 1302-2636
Journal of Design+Theory - Tasarım Kuram: 16 (29)
Volume: 16  Issue: 29 - 2020
RESEARCH
1.Parametric Sailing Yacht Exterior and Interior Design
Seval Özgel Felek
doi: 10.14744/tasarimkuram.2020.30085  Pages 1 - 15
Deniz araçları stayling ve iç mekan tasarımlarının bir bütünüdür. Stayling oluşumu hem dış form aracılığıyla mekanı oluşturmakta, hem de bölmelendirme ve beraberinde gelen iç mekan yerleşimleriyle dış formu etkilemektedir. İkisi arasında bir ayrım yapılmadan hem içeriden dışarıya hem de dışarıdan içeriye doğru çalışılmalıdır. İç mekandaki düzenlemeler, dıştaki doluluk ve boşluk konumlandırılmasına bağlı olarak yapılmalıdır. Dış mekanda stayling ise özellikle bir tipoloji isteniyorsa, o tipolojinin özelliklerini de dikte etmektedir. Çalışma kapsamında yelkenli tipolojisinin stayling ve iç mekan çözümlemeleri birlikte yapılarak, bu bütünlüğü sağlayacak bir model önerisi yapılacaktır. İç mekan yerleşimlerinde en önemli husus olan bölmelendirme kavramı hem aracın su geçirmez bütünlüğünü koruyabilmesi için yapılan enine, yatay ve boyuna perdeler tasarlanması işlemi, hem de yaşam alanlarının düzenlenmesini içine alan bir kapsayıcılıkla kullanılmaktadır. Bu mekansal öğelerin tanımlanması ve birbirleriyle olan ilişkilerinin ortaya konulması ve tipolojinin gerekliliklerinin sayısal olarak belirlenmesiyle, ortaya bir model konulmuştur. Böylece tasarımcılar için yön gösterici bir model elde edilmiş ve estetik değerlerin de eklenmesiyle tasarım süreci doğru bir şekilde tamamlanmış olacaktır.
Marine vessels are a combination of exterior styling and interior design. Styling arrangements create spaces by way of external form and also influence external form by compartmentalizing interior spaces and layout. The design works its way from the inside out as well as from the outside in. Interior design layouts are based on the positions of masses and spaces on the outside. Exterior styling is dictated by the characteristics of specific typologies to be implemented. This paper proposes a model for sailing yachts that includes exterior styling and interior design layouts based on parameters. Most of the yacht geometry software has a three-dimensional view of the boat and shows it from in different angles on the screen. This software allows the form to be perceived in a better way compared to a hand-drawn design plane. The computer-aided software used in yacht design is especially useful for engineering calculations. There is no piece of software that automatically renders a digital deck and superstructure model. At this stage, the designer uses various add-ons to design the hull. There is a need for easily making changes on a rough model that will afford flexibility for the designer. When this model is created, it must include elements of the yacht typology of the design. Parameters to be used in parametric sailing yacht design are identified. A model can be developed by establishing the relationship between these parameters. The design process begins when the yacht hull model is imported into the program and modifications made on the model are simultaneously previewed as the variables are changed.

2.Cultural Heritage and the Idea of Heritage Conservation in Turkey, From Ottoman Empire to the Republic
Mehmet Rıfat Akbulut
doi: 10.14744/tasarimkuram.2020.55477  Pages 16 - 34
XVIII. yüzyıl Fransız aydınlanmacı düşünürlerinden Montesquieu, 1748’de yayınlanan “Kanunların Ruhu” adlı eserinde insanların davranış ve ilişkilerini düzenleyen yasalardan önce bunu hazırlayan bir düşünce oluşumunun gerekliliğinden söz eder. Türkiye’de ilk kez XIX. yüzyılda ortaya çıkan modern anlamda korumacılık anlayışı ve uğraşı ile bunun yasal çerçevesini oluşturan düzenlemelerin de oldukça uzun bir düşünsel birikim sonucunda biçimlendikleri görülür. Türkiye’de modern korumacılık düşüncesi ve bu alanda ilk girişimler Tanzimat Dönemi’nde XIX. yüzyıl ortalarında ortaya çıkacaktır.
Sit kavramının 1973 yılında ilk kez yasal bir metinde yer almasının ardından koruma ve sit kavramlarının olumlu ya da olumsuz anlam ve çağrışımlarla artık her şekilde kamuoyu bilgisi dahilinde yer aldığı söylenebilir. Doğal ve kültürel mirasın korunması konusunda Türkiye ve dünyada da katedilmiş olan onca mesafe ardından bazı temel sorunların hala güncelliğini ve kritik önemlerini koruduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu açıdan koruma alanında temel değerlere bir geri dönüşten de söz edilebilir. Bu temel soru ve sorunlardan herhalde en başta geleni korumanın varlık nedeniyle ilgili olanıdır. “Neden koruyoruz ?” Yeterince tartışılmış, irdelenmiş ve bir çok uygun cevap bulunarak çoktan geride bırakılmış, aşılmış ve gündemden düşmüş görünen bu soru aslında korumayla ilgili tavır, hareket ve kararlarımızın başlangıç noktasında adeta bir anıt gibi hala bütün görkemiyle yükselmektedir. Korumacılığın esasen bilginin korunması olduğu kadar bir tarih inşa çabası olduğu da unutulmamalıdır.
In his book of “The Spirit of the Laws” of 1748, XVIIIth century French Enlightment philosopher Montesquieu, indicates that the necessity of existence of an idea behind laws which rules and compozes human behaviours and relations among humans. The modern understanding and engagement of heritage conservation and related legal framework which first emerged in Turkey in the XIXth century were also based upon a previous intellectual accumulation. In Turkey, modern thinking of heritage conservation and early efforts in this field first appeared in the mid of XIXth century during the period of Reforrmation (Tanzimat).
Since concept of heritage protection site is first mentioned in a legal text in Turkey in 1973, it looks that, heritage conservation and sites for protection became almost familiar in public opinion with all of its negative or positive connotations. After all efforts and accomplishments in the field of conservation and preservation of natural and cultural heritages, some fundamental problems still remain topical and keep its critical importance. Therefore in a sense “a back to the basics” can be pronounced in heritage conservation. Probably, “raison d’etre” (reason of being) of heritage preservation is the first of these problems and questions. “Why to conserve?” This fundamental question which looks overrun, vanished from the agenda and left behind with a number of appropriate answers through sufficient debates and examinations still magnificiently stands as a monument.
Always it should be keep in mind that preservation and conservation of heritages is an effort to preserve knowledge but an endeavour of history making also.

RESEARCH (THESIS)
3.Problematics of Research Material and Method About Ottoman Houses: Potentials and Limitations
Hatice Akgül, Hatice Gökçen Özkaya
doi: 10.14744/tasarimkuram.2020.29290  Pages 35 - 52
Osmanlı dönemi evleri ve barınma kültürüne ilişkin mimarlık alanında yapılan akademik çalışmaların çoğunluğunda malzeme olarak mevcut yapılar incelenmektedir ve bu yapılar genellikle belli bir bölgenin geleneksel ev mimarisini örneklemek üzere inceleme altına alınmaktadırlar. Bu çalışmalar ağırlıklı olarak, Eldem’in Türk evi kavramsallaştırmasını temel alarak, evleri tipolojik olarak değerlendirmektedir. Türk/Osmanlı/Anadolu evlerine ilişkin çalışmalarda en sık karşılaşılan bu tipolojik çözümleme yönteminin ardından ise, son yıllarda mimarlık alanı için yeni sayılabilecek kaynaklar üzerinden farklı yöntemler geliştirilmeye başlanmıştır. Mevcut yapıların yanı sıra, artık evlerin incelenmesinde Osmanlı yazılı kaynaklarının da önemli malzemeler sunduğu anlaşılmaya başlanmış, böylelikle evler bağlamında uzun yıllardır ihmal edilen 19. yüzyıldan öncesinin de incelenmesi mümkün hale gelmiştir. Ayrıca yazılı kaynakların evlerin toplumsallığına dair de önemli bilgiler vermeleri, bu kaynakları daha da cazip hale getirmektedir. Kaynaklardan evlere dair elde edilen bilgilerin değerlendirilmesinde kullanılan yöntemler de anlamsal analiz ve sıklıkla kantitatif analiz yöntemleridir. Araştırmacılar kantitatif yöntemle kaynaklardaki bilgileri, sayısal verilere dönüştürerek, Osmanlı’nın farklı dönemlerindeki barınma tarihini istatistiksel analizler üzerinden değerlendirmektedirler.
Bu bağlamda makale de, Osmanlı evlerini konu alan ve akademik alana hakim olan yöntem ve yaklaşımların -tipolojik, semantik ve kantitatif analiz- ve kullanılan araştırma malzemelerinin -mevcut yapılar ve Osmanlı yazılı kaynakları- inceleme altına alınması ve eleştirel olarak yeniden değerlendirilmesi gerekliliği düşüncesinden yola çıkar. Bu doğrultuda hem yöntemlerin, hem de araştırma malzemelerinin potansiyelleri olduğu kadar, sınırlılıkları da olduğunu ortaya koymak ve Osmanlı evlerine ilişkin yeni çalışmalarda anlamlı sonuçlar elde edebilmek için bu konuyu detaylıca tartışmak amacındadır.
In the majority of academic studies related to Ottoman houses, existing buildings are examined as research materials and are often placed under scrutiny to illustrate the architecture of traditional houses in a particular region. These studies predominantly evaluate the houses typologically, based on Eldem’s concept of the Turkish house. Following the typological analysis method, which is the one most frequently encountered in studies, different methods have begun to be developed drawing on new resources for architecture in recent years. In addition to the existing buildings, it is now understood that Ottoman written sources offer important materials in the examination of the houses, making it possible to examine houses before the 19th century, a period which has been neglected for many years. Also, the fact that written sources provide important information about the social functions of the houses make them even more attractive. The methods frequently used in evaluating the information obtained from the sources about the houses are the semantic analysis and the quantitative analysis methods. With the quantitative method, researchers evaluate information about the houses translated into numerical data and evaluate the housing history in the different periods of the Ottoman Empire through statistical analysis.
In this context, this article is based on the idea that the methods that dominate the academic field of Ottoman houses –typological, semantic, quantitative analysis- and the research materials –existing buildings, Ottoman written documents- should be examined and critically re-evaluated. Accordingly, it aims to discuss this issue in detail in order to reveal that research methods and materials have their potential as well as their limitations, and to obtain meaningful results in new studies of Ottoman houses.

RESEARCH
4.Design Support Model for Increasing Daylight Efficiency in Architectural Planning
Ümit Arpacıoğlu, Cemal İrfan Çalışkan, Bahar Şahin, Nazlı Ödevci
doi: 10.14744/tasarimkuram.2020.70783  Pages 53 - 78
Mimaride günışığı etkinliği mekânsal kaliteyi arttıran ve insanın doğa ile bütünleşmesini sağlayan önemli bir mekânsal tasarım girdisidir. Sürdürülebilirlik kavramı ile birlikte mekânsal konfor şartlarının daha fazla iyileştirilmesi tasarımcılardan daha fazla talep edilmeye başlanmıştır. Enerji etkinliğinin de tasarımda daha fazla konuşuluyor olması, bu konuların tasarımcılar için tasarım evresinin daha erken evrelerinde düşünülme ihtiyacını doğurmuştur.
Çalışma tasarımcılar için günışığı bazlı bir destek modelini oluşturmayı amaçlamaktadır. Model kapsamında günışığına bağlı tasarın değişkenleri ile günışığı tasarım kriterleri ilişkilendirilmekte olası sorunlara çözüm önerileri için temel rehber oluşturulmaktadır.
Bu nedenle çalışmada günışığı faktörleri tasarımcı için rol gösterici ve sistematik biçimde ele alınarak detaylıca açıklanmaktadır. Böylece mimari tasarımda mimarların bu faktörleri daha erken tasarım evresinde kullanmaları ve içselleştirmeleri hedeflenmektedir.
Oluşturulan model tasarımcının farklı önem derecelerinde bakabildiğini kabul ederek destek sistemini oluşturmaktadır ve adım adım tasarımcının yanında olarak günışığı konusunda tecrübeli tasarımcıların davranış ve çözüm modelini ortaya koymaktadır. Model kapsamında farklı işlevlerin günışığı gereklilikleri de değerlendirilmekte ve sonuçta amaca yönelik aktif günışığı tasarımı çözümü için tasarımcıya yardımcı olacak bir sistem oluşturulmaktadır.
Çalışmanın sınanması bölümünde ise bir okul yapısı seçilerek modelin çalışması sınanmakta olası sorunların çözümleri model tarafından oluşturulmaktadır.
Daylight activity in architecture is an important design input that increases the spatial quality and enables the integration of human with nature. With the concept of sustainability, further improvement of spatial comfort conditions has started to be demanded increasingly from designers.
The fact that energy efficiency is also discussed more in design has led to the need for designers to consider these issues earlier in the design phase.
The study aims to create a daylight based support model for designers. Within the scope of the model, daylight design variables and daylight design criteria are correlated and basic guidance is provided for solutions to possible problems.
For this reason, daylight factors are explained in detail in a systematic way. Thus, it is aimed for architects to use these factors in the early design phase and internalize them in architectural design.
The model created constitutes the support system by accepting that the designer can look at different degrees of importance and support by the designer at every stage of the design.
The model presents the behaviour and solution model of designers experienced in daylight.
The daylight requirements of different functions are also evaluated within the scope of the model and as a result a system is created to assist the designer for the purpose of active daylight design solution.
In the testing section of the study, a school structure is selected and the study of the model is tested and the possible problems are solved by the model.

5.A Literature Review of Automated Code Compliance Checking Concept
Murat Aydın, Hakan Yaman
doi: 10.14744/tasarimkuram.2020.86158  Pages 79 - 97
Mimarlık, Mühendislik ve İnşaat (AEC) endüstrisinde Bina Yönetmelik Uygunluk Kontrolü (ACCC) umut vaat eden bir çalışma alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Yönetmelik kontrolü sürecinde karşılaşılan sorunları çözmeye yönelik olarak başvurulan ACCC yöntemi, yönetmelik kurallarının hatasız kontrol edilerek doğru sonuçların elde edilmesi için kritik bir görev olarak yorumlanmaktadır. Bu çalışmada, bina yönetmelik uygunluk kontrolü konu alanında yapılmış elektronik akademik veri tabanlarından ulaşılan İngilizce makale çalışmaları literatür taraması ile elde edilmiştir. ACCC konu alanında farklı yer, zaman ve merkezlerde yapılmış olan çalışmaların sonuçları birleştirilerek ACCC’nin AEC endüstrisindeki genel durumu sergilenmiştir. Bina Enformasyon Modellemesi (BIM) ve Endüstri Temel Sınıfları (IFC) teknolojilerinin ACCC yöntemiyle olan ilişkisi irdelenmiş, literatür tarama sonucu ACCC’nin tarihsel süreç içindeki gelişimine yer verilmiş, çözüm ve iyileştirme çalışmalarının mevcut durumunu gösteren son ve güncel ACCC sistemleri hakkında detaylı bilgi verilmiştir.
Automated Code Compliance Checking (ACCC) is a promising study field in the Architecture, Engineering and Construction (AEC) industry. The ACCC method, which is applied in order to solve the problems encountered in the building regulation controlling process, is interpreted as a critical task in order to obtain correct results by checking the rules of the building regulation clauses without errors. This study obtains article studies only written in English by literature review which are accessed from electronic academic databases in the subject area of ACCC. It demonstrates the ACCC’s overall situation in the AEC industry by combining the results of articles conducted at different locations, times and centers. This study explores the relationship between Building Information Modeling (BIM) and Industry Foundation Classes (IFC) with the ACCC method. It includes the development of the ACCC in the historical process and it gives detailed information about the latest and current ACCC systems that shows the current status of the solution and improvement studies.

RESEARCH (THESIS)
6.Sivas Rahmi Günay Street As an Experimental Fiction of Modernity: A Study on Urban-Architectural Practices
Pınar Koç
doi: 10.14744/tasarimkuram.2020.70188  Pages 98 - 116
Batılılaşma reformları ile başlayan kentsel yenilenme süreci, genellikle, erken Cumhuriyet döneminin toplumu çağdaşlaştırma girişimleri için gerekli olan mekansal altlığının hazırlık aşaması olarak kavranır. Özellikle 1930’lardan sonra ulus-devlet aracılığıyla aktarılan modernleşme pratiği ise mimari bağlamda endüstriyel bir tesisin kuruluşu ve bunu izleyen rotada, kentsel omurgayı dönüştüren keskin bir arterin varlığı ile tanımlanır. Benzer bağlamsal açılımın bulunduğu Sivas ölçeğinde konu ele alındığında ise, modernizmin rasyonel imgelerinin sızmasından önce kentsel mekanda modernleşmeye başlayan ikincil düzeneklerin varlığı göze çarpmaktadır. Sivas Rahmi Günay Caddesi, açıkça, Devlet Demiryolu Yerleşkesi ve İstasyon Caddesi’nden önce modernleşme pratiğinin deneylendiği böylesine bir mekansal altlık sunar. 1930’dan sonra ikincil bir arter olarak gelişen Rahmi Günay Caddesi’nin historiyografik mekânsal okuması, bu metnin ana ilgi alanıdır ve böyle bir bağlamın üç temel sorgulama ekseni bulunmaktadır. İlki, batılılaşma reformlarının taşraya yansıyan gecikmeli kentsel müdahalelerinden 1930’lara uzanan sürecin mercek altına alınmasıdır. İkinci sorgulama ekseni, 1930-1950 zaman aralığında Rahmi Günay Caddesi’nin kamu yapıları ve kentin ilk toplu konut uygulamalarından oluşan yapılaşma programının irdelenmesidir. Üçüncü sorgulama ekseni ise, 1950’den sonra gerçekleşen büyük inşa projeleri ve açık yeşil alanların oluşması sürecinin deşifre edilmesinden oluşmaktadır. Sonuçta, erken 20. yüzyıldan başlayarak yapılaşmaya açılan bölgede 1980’lere varıncaya kadar aşamalı şekilde inşa edilen ikincil bir modern arterin varlığı, Sivas ölçeğindeki modernleşme güzergahının tüm ipuçlarını içermektedir.
Urban renewal in westernization period is generally grasped as preliminary phase of spatial base for modernization attempt of early Republican era. In an architectural context, modernization practice transferred by nation-state after the 1930s is defined by establishment of an industrial facility and a severe arterial road which changed urban backbone. Considering that issue in the scale of Sivas, it is drawn the attention to the existence of secondary mechanism which become modern in urban space before the penetration of rational modernist image. Sivas Rahmi Günay Street is clearly same kind of spatial base which experienced modernization practice before state railways campus and İstasyon Street. Rahmi Günay Street is developed as a secondary arterial road after the 1930s and, this paper’s main pursuit is the street’s historiographic and spatial investigation. Thus, there are three main inquiry area. First inquiry area is to scrutinize the period of beginning with urban renewal intervention in westernization era to 1930s. Secondly, Rahmi Günay Street’s construction program between 1930-1950 which consists of public buildings and first mass housing practice is analyzed. Thirdly, big construction projects and open green areas which constituted after the 1950s are uncovered. Ultimately, the street as a secondary arterial road is constructed and consolidated gradually beginning with early 20th century to the 1980s and also, this process involves all clues of modernization route in the scale of Sivas.

7.An Analysis of a Data Collection Methodology for the Life Cycle Inventory Database of Building Materials
C. Zeynep Oğuz, Leyla Tanacan
doi: 10.14744/tasarimkuram.2020.08860  Pages 117 - 140
Gelişmiş ülkelerde, inşaat etkinliklerine ilişkin enerji, su ve hammadde kullanımı ve bu üretimlerin atıkları olarak havaya, toprağa, suya salımlar ve bunların çevreye etkileri konusunda çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Yaşam döngüsü değerlendirmesi (YDD), bu girdi ve çıktıların bilimsel bir temelde değerlendirildiği yöntemlerden biridir. YDD çalışmaları günümüzde farklı yöntemler ile oluşturulmuş veri tabanlarından oluşan yazılımlar ile gerçekleştirilmektedir. Bu durum çalışmalar arasında farklılıklara sebep olmaktadır; karşılıklı kullanılabilirlik için uyumlu olmaları gerekmektedir. Bu çalışmada yapı malzemesi envanter veri tabanına altlık oluşturabilmek amacıyla, veri toplama aşamasındaki temel ölçütlerin varolan veri tabanlarındaki ortak kurallarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla dünya çapında sıklıkla kullanılan süreç tabanlı yapı malzemesi envanter veri tabanları incelenmiştir. Bu ortak kurallar belirlendikten sonra Türkiye’de alüminyum profil üretimi üzerinden bu kuralların uygulanıp uygulanamayacağı tartışılmıştır. Verinin uluslarası geçerli kurallara uygun olarak toplanmasının uygun olduğu tespit edilmiştir. Bu kuralların belirlenmesiyle, yapılacak çalışmaların mümkün olduğu kadar çok veri tabanıyla uyumlu olabilmesinin sağlanabileceği düşünülmektedir.
In developed countries various studies on construction processes are done on energy, water and raw material consumptions together with their emissions to air, water and soil and their effects on environment. One of the methods to evaluate these inputs and outputs upon a scientific basis is Life Cycle Assessment (LCA). At present LCA studies are realized by softwares which are composed of databases produced by varying methods. This situation gives way to differences between studies; for interoperability they must be compatible. In this study, it is aimed to determine joint rules for existing databases of basic criteria in data collection phase with the objective of forming a base for a database regarding construction products. With this objective globally commonly used process-based building materials inventory databases are analyzed. After these joint rules are determined it is discussed whether these rules can be applied or not on aluminium profile production in Turkey. It is determined that collection of data according to internationally accepted rules are suitable. It is expected that with the determination of these rules, future studies will be compatible with as many databases as possible.

RESEARCH
8.The Research Of The Effect Of Psychological Trauma On The Changing Of Spatial Perception In Color Context On Work “L’écume Des Jours”
Tülay Canbolat, Zahide Salan
doi: 10.14744/tasarimkuram.2020.69772  Pages 141 - 152
Renk, nesnenin ışık eşliğindeki ediniminin, duygular yoluyla anlamlandırılan psikolojik ürünüdür. Öznenin, gördüğü rengi anlamlandırması için sadece ışık ve göz yeterli değildir. Fizyolojik verilerle birlikte beyinde gerçekleşen psikolojik değerlendirmeler de bu sürece eşlik eder. Özne, psikolojik travma deneyimi yaşadığında birtakım bilişsel tepkiler gösterebilir. Bunlardan biri olan görsel çarpıtma; boyut, renk, perspektif ve detayda meydana gelebilen algısal çarpıklıklar, optik yanılsamalardır. Rengin psikolojik travma sonrası görsel çarpıtmayla değişen mekânsal duyumsamadaki rolü, özne-mekan-algı ilişkisinin ortaya konulması bakımından önemlidir. Bu bağlamda çalışma; iç mimari-edebiyat-sinema disiplinleri düzleminde rengin anlatımı güçlendiren bir öğe olma rolünü, travmatik bir deneyim yaşayan öznenin mekânsal duyumsama değişimleri üzerinden okumayı amaçlamıştır. Psikolojik travma sonrası oluşabilen mekânsal duyumsama değişimi, Boris Vian’ın “L’écume des Jours” adlı romanı ve Michel Gondry’nin aynı adlı filmi kapsamında ele alınmıştır. Çalışmada yöntem olarak, fenomenolojik film analizi ve edebi eser metin çözümlemesi izlenmiştir.
Color is the psychological product of the act of the subject accompanied by light, interpreted through emotions. Only the light and the eye are not enough for the subject to interpret the color they see. Psychological evaluations occurring in the brain along with physiological data accompany this process. The subject may express some cognitive reactions in case of past psychological trauma. One of these is visual distortion is the optical illusions and the perceptual distortions that may occur in size, color, perspective, and detail. The role of the color in the perception of space which changes due to visual distortion after a psychological trauma is important in terms of revealing the relationship between subject, space, and perception. In this context, this study aims to read the role of color as an element that strengthens the expression of interior architecture-literature-cinema disciplines, through the changes in the space perception of a subject that experiences a traumatic experiment. The change in the space perception that may occur after a psychological trauma is addressed in Boris Vian’s novel titled “L’écume des Jours” and Michel Gondry’s film with the same name. Phenomenological film analysis and literary text analysis are used as the method of the study.

9.A Research to Analyse Environmental Perception in Karşıyaka, İzmir
İmre Ayşe Özgen, İlknur Türkseven Doğrusoy
doi: 10.14744/tasarimkuram.2020.85057  Pages 153 - 167
Kentlerin okunabilir ve tanımlanabilir olması, kentlilerin aidiyet, güvenlik, sosyalleşme, yer-yön bulma gibi temel ihtiyaçlarının giderilebilmesi ve insan-çevre ilişkilerinin olumlu yönde geliştirilmesi adına gereklidir. Bir kentin söz konusu özellikleri içeren ve kentlilerin yaşam kalitesini arttıran nitelikli bir kent olup olmadığı, çevresel algı ve kentsel imge çalışmalarıyla ortaya konarak değerlendirilebilmekte ve gerektiğinde iyileştirmeler yapılabilmektedir. Bu nedenle çevresel algı çalışmalarının ampirik düzlemde geliştirilmesi ve yeni yaklaşım biçimlerinin uygulanması önemlidir. Bu araştırmada yöntem olarak durum çalışması (case study) gerçekleştirilmiş, İzmir kent merkezinin önemli yerleşimlerinden biri olan Karşıyaka çalışma alanı olarak seçilerek çevresel algısı çözümlenmiştir. Çalışmada anı, hafıza, duygu, düşünce ve davranışları oluşturan bilişsel (cognitive) ve duygusal (affective) algı süreçleri bütünde ele alınmıştır. Bu kapsamda öncelikle literatür taraması ile araştırmanın kuramsal modeli ortaya konmuş, alan çalışmasında tesadüfi olarak seçilen katılımcılarla açık uçlu sorulardan oluşan yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş ve Lynch’in bilişsel haritalama yöntemi uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analiz edilmesiyle, çalışma alanı olarak seçilen Karşıyaka’nın çevresel algısı ve kentsel imgesi çözümlenmiş, kentsel potansiyelleri ve zayıflıkları ortaya konmuştur. Çalışmanın sonunda Karşıyaka’nın ticari, sosyal, rekreatif ve kültürel açıdan kentliler için nitelikli bir kent deneyimi sunan, çevresel imgelenebilirliği yüksek, kullanıcıları tarafından benimsenmiş, anlamlandırılmış, olumlu duygusal bağlar kurulan bir yerleşim yeri olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Cities’ legibility and definability are essential in order to satisfy citizens security, belonging, socializing and navigating needs and to provide a positive human-environment interaction. Moreover, an urban settlement can be evaluated and ameliorated through environmental perception and city image studies. In this scope, developping empirical environmental perception studies and applying new research approaches are crucial. In this paper, case study has been the method used and the research field has been determined as Karşıyaka, İzmir. Evaluating Karşıyaka’s environmental perception holistically with cognitive and affective processes of perception which forms memory, emotions and behaviour is the main aim of the study. In this context, firstly the theoretical background has been established through literature research and then field research consisting semi-structured interviews including open-ended questions and cognitive mapping has been done with participants chosen by random sampling. Analysing the data derived from this research, Karşıyaka’s environmental perception and city image, thus its potentials and weaknesses have been revealed. It is concluded that Karşıyaka is qualified, imageable, embraced, sensed, positively percepted and used urban space which provides a fulfilling urban experience in commercial, social, recreative and cultural terms for its users.

LookUs & Online Makale