ISSN 1302-2636
Journal of Design+Theory - Tasarım Kuram: 9 (16)
Volume: 9  Issue: 16 - 2013
EDITORIAL
1.Editorial
Oğuz Bayrakçı
Pages II - III

CALL TEXT
2.Approaches and Proposals for the Definition and Preservation of Multi-Layered Settlements in Turkey, Case Study: Bergama
Demet Ulusoy Bınan
Pages 1 - 26
Abstract | Full Text PDF

RESEARCH
3.Method Proposal For Tourism Oriented Sustainable Development
Mehmet Çakılcıoğlu
doi: 10.23835/tasarimkuram.239617  Pages 27 - 42
Sürdürülebilir kalkınmanın temelinde kaynakların korunması ve geliştirilmesi bulunmaktadır. Kaynakların sürekli ve korunarak değerlendirilmeleri, özellikle yenilebilen kaynakların kendilerini yenileme sınırları aşılmadan kalkınmaya destek olabilmeleri, çevreyi koruyan kalkınma felsefesinin temelini oluşturmaktadır.

Doğal, çevresel ve kültürel kaynaklardan en çok yararlanan ve onları doğrudan bir sermaye olarak kullanan sektörlerden birisi olarak turizm sektörü, sürdürülebilir kalkınma açısından ayrı bir önem taşımaktadır.

En büyük sermayesi çevre olan turizm sektöründe, bozunuma uğramış bir çevreyle kalkınmanın ve dolayısıyla turizmin ekonomik fonksiyonlarından yararlanmanın güç olacağı açıktır. Burada da temel sorun, turizmde sağlıklı bir kalkınmanın nasıl gerçekleştirilebileceği ile ilgilidir. Bu sorunun çözümü, turizmin gelişmesini sağlarken yararlandığı kaynakları korumada ve geliştirmede yatmaktadır. Ancak yapılan plan ve projelerde, çevre ve doğal kaynakların kullanımı ve korunması ile ilgili geleceğe yönelik öngörülerin sınırlı ve yetersiz olması, sorunu çözmek bir yana daha da ağırlaştırmaktadır. İşte bu nedenledir ki, turizm sektöründe de gelişmelerin temel unsuru sayılan çevresel ve doğal kaynakların sürekliliğini sağlayabilecek yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu düşünceyi yansıtan yaklaşımlardan birisi de, çevresel ve doğal kaynakları koruyup geliştirerek, dengeli ve sürekli bir turizm kalkınmasını hedefleyen sürdürülebilir turizm kavramıdır.

Bu çalışmada “Kalkınma”, “Sürdürülebilir Kalkınma”, “Sürdürülebilir Turizm” kavramları incelenecek ve sonuçta özellikle turizm potansiyeli olan ancak ekonomik anlamda görece az gelişmiş bölgelerde sürecin önerilen yöntem doğrultusunda yönetildiği takdirde “Sürdürülebilir Turizm”in “Kalkınma”yı “Sürdürülebilir” kılmada bir araç olarak kullanılabileceği kanıtlanmaya çalışılacaktır.
Sustainable development is based on protection and development of resources. Continuous exploiting of resources while protecting them, especially supporting the development of renewable resources without

exceeding the limit of renovation, is the basis of the philosophy of development that protects the environment. It is obvious that in tourism sector which has the environment as basic capital, it is hard to

make development and thus benefit from the economic functions of tourism with destroyed environment. Here again the basic problem is

related with how to achieve the healthy development of tourism. The solution of this problem lies on protecting and improving the resources which tourism benefits from in the development process. However, in plan and projects, limited and insufficient predictions about using and protecting of resources in the future, apart from solving the problem,

make it heavier. In this study, “growth”, “sustainable growth” and“sustainable tourism” concepts will be analyzied and in the end there will be a suggestion of a method for sustainable tourism. If the process could be managed through the adviced method, “sustainable

tourism” will be a device for sustainable economic and social development, especially in the regions which have tourism potential but relatively have less economic development.

4.Italian Industrial Districts as a Creative Production Model and Its Impacts on Design Driven Innovation
Ayşe Coşkun Orlandi
doi: 10.23835/tasarimkuram.239615  Pages 43 - 57
İnovasyon 21. yy. için en önemli rekabet stratejilerinden biridir. İnovasyon kavramı klasik çerçevede teknolojiye özdeş tanımlanırken, ‘tasarıma dayalı inovasyon’ ifadesi doğrudan teknolojiye bağlı olmayan yenilik kavramını yeni ürün geliştirme süreçleriyle kesiştirerek tasarım ve inovasyon arasındaki net bağlantıyı vurgular. Tasarımı bir kültür olarak benimseyen ve sunan İtalya, II. Dünya Savaşı sonrası parlayan ‘Made in Italy’ etiketiyle İtalyan endüstri ürünlerindeki tasarıma ve inovasyona dayalı katma değeri tescil etmektedir.

Tasarımın hem ulusal bir katma değer dinamiği, hem de rekabet avantajı faktörü olarak değerlendirilmesi, İtalya’nın kendine has, özgün, yaratıcı ve yenilikçi tasarım modelinin referans model olarak kabul görmesini sağlamıştır. ‘Made in Italy’ vurgusunun

en önemli kaynağı özelleşmiş üretim sistemi olan endüstri kümeleridir. İtalyan endüstri kümelerinin tasarım ve inovasyonu tetikleyici yapısı bu makalenin ana temasını oluşturur. Makale, genel çerçevede küme kavramını inceleyerek tasarıma dayalı inovasyona kaynaklık eden ve bu kapsamda örnek üretim modeli olarak karşımıza çıkan İtalyan endüstri kümelerinin yapısal analizine odaklanır. Literatür derlemesi olarak kurgulanan çalışmanın bir diğer amacı da kümelenme modelinin İtalya’yla aynı coğrafi havzada yer alan Türkiye için model oluşturma potansiyelinin konumlandırılmasına kaynaklık etmektir.
Innovation for 21st century is among the major competitiveness strategies. Whilst the classical description of the term is directly technology related, the term design-driven innovation unveils the novelty concept that is not directly related to technology but refers to new strategies capable of sustaining competitive advantage through innovations that compete through products and services that have a radical new meaning. ‘Made in Italy’ as a tag for representing the qualitative features of Italian products, is referred as a creative success model since after the Second World War. Therefore the tag ‘Made in Italy’ represents uniqueness, authenticity, creativity and innovation in design. The Italian design system is immensely characterized by the production system concentrated in specialized industrial districts. The supportive potential to trigger design and design driven innovation of the Italian industrial districts is the focal theme of this article. The article is structured as a literature review and conveys the concept of industrial clusters and districts and analyzes the Italian design system and its reciprocal relations with the production system. The research at a larger scope aims at evoking the question if the Italian model could be a design based strategic tool for Turkey, which arguably has geographical and historical similarities with Italy.

5.Creating Awareness Through Personel Informatics Systems User Expectations Analysis
Armağan Kuru, Çiğdem Erbuğ, Mehmet Tümer
doi: 10.23835/tasarimkuram.239610  Pages 58 - 70
Sağlık problemlerinin önlenmesinde sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz yapma alışkanlıklarının çok önemli olduğu birçok kaynakta belirtilmektedir. Son yıllarda, teknolojinin kişisel sağlık alanında kullanımı yaygınlaştıkça, sağlık araştırmaları, tasarımda disiplinler arası çalışmaların odak noktalarından biri olmuştur. Bunlar çoğunlukla teknoloji yoluyla farkındalık yaratma ve insanları sağlıklı olmaya teşvik etme yönünde davranış değişikliğine yönlendirmeyi hedefleyen araştırmalar veya tasarımlardır. Kullanıcılar, araştırmacılar ve tasarımcılar için çok yeni olan ve hızla gelişen bu alan kendi içinde birçok soruyu barındırmaktadır.
Bu makalenin amacı, davranış değişikliğinin teknoloji yolu ile değiştirilmesini sağlayan tasarım ölçütlerini ortaya koymak ve bu alanda çalışmanın önemini vurgulamaktır. Ülkemiz için çok yeni olan taşınabilir sağlık sistemlerinin potansiyelleri ile bu alanda ihtiyaç duyulan çalışmaların boyutları, teknolojide varılan durum ve kullanıcı beklentileri tasarımcılar ve tıp doktorlarının bakışı açısından ayrı ayrı tartışılmıştır.
In many publications, healthy diet and re-gular exercise are reported to be the biggest inhibitors of health problems. In recent years, with the developments in technology, health research has been one of the

focal topics of interdisciplinary studies. Most of these are the research and design aim to encourage people to be healthy through creating awareness and behavioral change. The technologies that are new for

users, and are in rapid improvement, are open to several unanswered questions. The aim of this article is to determine the criteria that are required to change people’s behavior through technology and put emphasis on the importance of related work. With the potentials of these systems which are new in our country, this article focuses on the current studies, the current state of technology and user expectations and all will be discussed from the point of view of the designers and medical doctors

6.Using “Styling” Conceptual Tool In Product Design: A Product Semantic Approach
Çınar Narter
Pages 71 - 81
Endüstri tasarımı “Styling” kavramı, “Ürünler arasındaki algılanma biçimlerini değiştiren temel yapısal unsurlardır” şeklinde tanımlanmaktadır. Burada değinilen “algı”, farkında olmak ya da ürünün vermek istediği mesajı anlamaktır. Algıyı yaratan formlar bir dizi üründe tasarım yoluyla tekrarlanarak meydana gelirse bir tarz oluşmaya başlamaktadır. Bu noktada styling ve tasarımı birbirine karıştırmamak gereklidir. Tasarım styling demek değildir. Styling ürünün dış görünüşüne ve kabuğuna şekil vermek anlamına da gelmemektedir. Styling uygulaması; bilişsel bilimlerin, karma teknolojilerin, insanın psikolojik ve fiziki ihtiyaçlarının göz ününde bulundurulduğu ve işlevin nedenselliği üzerine biçim oluşturulması durumunu içermektedir. “Styling” Türkçe de “biçimleme”, “üsluplaştırma” olarak da ifade edilmektedir. Bu makalede, Endüstri Tasarımı disiplini altında “Anlambilimsel Kavram Araçları”ndan ve “Tasarlama” yöntemlerinden biri olan “Styling” kavramının ürün tasarım uygulamalarındaki yansımaları incelenmektedir. Örnek olarak İsveç otomobil üreticisi “Volvo” firması ile Finlandiya mobil telefon üreticisi “Nokia” firmasının ürün kimliği açısından tasarımlarında styling kavramını hangi bağlamda ürünlerine yansıttığı ve anlambilimsel yaklaşımda ürünler üzerinden aktarılmak istenen mesajların hangi yollarla iletildiğine dair bir araştırmayı içermektedir. Bu çalışma ile ürün anlambilim bilim alanı ve endüstri tasarımı disiplini arasındaki ilişkiler de kurulmaktadır.
Industrial design "styling" concept is generally described as the "Products altering the basic structural elements between the forms of perception”. Referred to here "perception", wants to give the message to be aware of or understand the product. Repeated a number of forms that create the perception occurs through a kind of product has led to the design. At this point, we must not mix up the styling and design. Design does not mean styling. Styling of the product does not mean that the external appearance and give shape to the shell. Styling Applications; cognitive sciences, hybrid technologies, is kept in sight, out of human psychological and physical needs of the state and includes the creation of form over function causality. "Styling" in Turkish is also referred as "shaping" and "stylization". In this article, under the discipline of Industrial Design "Semantic Concept Tools" and the "Design" is one of the methods of "styling" the implications of the concept of product design applications. For example, Swedish car manufacturer "Volvo" with the Finnish mobile phone manufacturer company "Nokia", in terms of product identification products to reflect the context in which the concept of design and semantic approach to styling products that is passed out of the ways in which a study intended to convey messages included. In this study, the relationship between the disciplines of product design semantics, in the field of science and industry are established.

7.Symbolization of Furniture and Current Trends
Işıl Özçam, Şebnem H. Uzunarslan
doi: 10.23835/tasarimkuram.239611  Pages 85 - 102
İnsanın yaşam biçimi ve kültürel birikimi içinde her zaman sembolik bir yeri olan mobilya, kullanılmaya başlandığı ilk günden beri pratik kullanım işlevine ek olarak bir iletişim nesnesidir. Mobilya tasarımında iletişim, biçim dilini meydana getiren öğelerle; gösterge ve sembollerle sağlanmaktadır. Geçtiğimiz yüzyıl başında tasarımla iletişim işlevinin farkına varılmasıyla birlikte mobilya, mesajların ve ideolojilerin iletilmesinde bir araç olarak kullanılmaya başlanmış; bugün ise teknoloji alanındaki gelişmelerin etkisiyle geniş bir anlam içeriğine ve çeşitliliğine ulaşmıştır. Sanatçılar ve tasarımcılar günümüzde mobilya formunu düşünce, felsefe, söylem, fikir, duygu ileten bir araç olarak görebilmekte; aynı zamanda deneysel üretimlerin, çağdaş malzemelerin, bilimsel araştırmaların, güncel tasarım ve üretim yöntemlerinin denendiği bir uygulama alanı olarak da kullanabilmektedir. Tasarımları kendi birikimi, yaşam stili ve beğ enileri doğrultusunda yorumlayan kullanıcı bu tür ürünleri kendisine farklılaşma duygusu verdiği, statü sağladığı ya da bakış açısını betimleyici nitelik taşıdığı için tercih edebilmektedir. Sembolleşen mobilya, kavramsal içeriğin ve mesajın pratik işlevden baskın olduğu, çağdaş sanatın ve tasarımın ortak paydasında yer alan boyutuyla öne çıkmaktadır.
Since the commencement of its use furniture, which always stood on a symbolic ground through the lifestyles and cultural accumulations of the human beings, has always been an object of communication as well as its practical use. This communication is conveyed by means of units which constitute the medium of form, indicators and symbols. Upon the recognition of communication via design in the beginning of the last century, furniture has gained a use of transmitting messages and ideologies. Today, furniture has reached to a broad content and variety. Artists and designers look into the form of furniture as an instrument to convey ideas, philosophy, statements and emotions. And furniture has become an application area where experimental productions, contemporary materials, scientific researches, current designs and ideas take place at the same time. The end user who reads the desings from his/her perspective is free to pick one amongst which gives the feeling of differentiation and gaining status in the society or which has a descriptive way matching with the end user's point of view. Symbolized furniture comes forth in the common ground of contemporary art and design by having the conceptual content and message more dominant than the practical use.

8.The Influence of Protective Devices and the Marine Environment on the Durability of Wooden Materials in Nautical Vehicles
Müge Ertemli, Halit Yaşa Ersoy
doi: 10.23835/tasarimkuram.239616  Pages 103 - 119
İnsanlık tarihi boyunca önemli bir yere sahip olan ahşap, yüzyıllardır deniz ortamında yapı ve araç malzemesi olarak kullanılmaktadır. Diğer malzemelerle kıyaslandığında, ahşap malzemeyi üstün kılan çok sayıda özellikleri bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri, yenilenebilir bir kaynak olması,koruyucu maddelerle işlem görmüş ahşabın gösterdiği yüksek dayanım ve estetik özellikleri sayılabilir.Bu çalışmada, özel amaçlı deniz araçları sınıfından,“yat” sınıfı deniz araçlarının uygulamasında kullanılan ahşap malzeme türlerinin, deniz ortamında, koruyuculara ve zamana bağlı olarak fiziksel ve mekanik özelliklerinde meydana gelen değişimler, yapılan gözlem ve deneysel çalışmalarla incelenmiştir.
Having an important place throughout human history, timber has been used as construction and transport materials in the sea context for centuries. Comparing it with other materials, there are many features that make timber superior. Some of the most important ones of these features can be identified as being a renewable material source, high durability and aesthetic nature attributed to timber when used with protective materials. This study is based on scientific observations and experimental work that focus on physical and mechanic changes caused to timber used in the “yacht” category of sea transporters by the sea environment, protective materials and aging.

LookUs & Online Makale