ISSN: 1302-2636 | E-ISSN: 2757-668X
Journal of Design+Theory - Tasarım Kuram: 11 (19)
Volume: 11  Issue: 19 - 2015
EDITORIAL
1.Editorial
Ahmet Zeki Turan
Pages II - III

INVITED ARTICLE
2.Sürdürülebilir Kentsel Mekanlar ve Kent Mobilyaları
Seçil Şatır
doi: 10.23835/tasarimkuram.239586  Pages 1 - 18
Abstract | Full Text PDF

RESEARCH
3.Re-Reading Contemporary Housing Production In Turkey
Duygu Koca
doi: 10.23835/tasarimkuram.239591  Pages 19 - 36
Mimarlık alanında temel bir araştırma alanı olan konut günümüz dünyasında inşaat ve yapı sektöründen çok ekonomi, finans, bankacılık sektörleri içerisinde konu edilmektedir. Konutun bu disiplinler arası kayması, zaman içerisinde tanımının değişmesi böylece anlamının dönüşmesi sonucudur. Kullanıcının yaşamını sürdürdüğü, bireysel kimliğin ve aidiyetin merkezi olarak yorumlanabilecek yapısal bir eleman, tekil sahibi olmayan ortaklıkların farklı amaçlar doğrultusunda kullandığı bir menkul değere dönüşmüştür. Türkiye’de günümüz konut sektörü bu anlam dönüşümünü 1980lerden bu yana birinci elden yaşamaya başlamıştır. Bugüne kadar gerçekleşen konut gelişimini incelemek, mevcut durumun tespiti ve değerlendirmesi için değerlidir. Bu çerçeve içerisinde çalışmanın amacı, Türkiye’nin 2000 sonrasında özellikle konut mimarisinde gözlenen değişimi anlayabilmek, yeni konut sunum biçimlerini ve yeni anlayışları tanımlayabilmektir.
As one of the major research area in the field of architecture, housing is mostly included in finance, economy and banking sector rather than construction industry in today’s professional world. The reason of the displacement of house conception is the change of definition and the meaning of the notion in time. A structural element, where user lives a life inside, interpreted as a center of the sense of belonging and personal identity, has transformed an asset which is merchandise for different purposes by its corporate, multi-partnered owner. The housing sector in Turkey has experienced this transformation from first hand since 1980s. Examination of the historical development of the residential architecture so far is valuable to identification and to evaluate the current situation. In this framework, aim of the study is to understand the change in the residential architecture in Turkey especially after 2000 and to define the kinds of housing supply and new conceptions in the domain of residential architecture.

4.Conceptual Evolution Of Architectural Program Through The Second Half Of The 20th Century
Ülkü Özten
doi: 10.23835/tasarimkuram.239588  Pages 37 - 54
Makale mimari programın yirminci yüzyılın ikinci yarısı boyunca kavramsal evrimini izler. Mimari program nosyonunun mimarlık söylemindeki evrimini ve mimarlıktaki konumunu çeşitli kuramcıların farklı görüşler sunan çalışmalarında gözden geçirir. Analiz-sentez ve varsayım-yanlışlama olarak ifade edilen farklı iki ana paradigmatik epistemolojik pozisyon altında kategorize edilebilecek söz konusu yaklaşımları ilgili pozisyonlara referansla gözden geçirmek suretiyle tartışır. Makale dört ana bölüm altında yapısallaştırılır. Durumu ve problemi özetleyen giriş bölümünü takiben ikinci bölümde ilk paradigmatik pozisyon olan analiz-sentezin epistemolojik kökenleri belirtilerek dönemin program anlayışının söz konusu epistemolojik kökene referansla nasıl kavramsallaştığının yanı sıra program-geleneksel tasarım, program-programlama-hesaplama gibi temel tartışma alanları, problemi ele alan farklı kuramcıların çalışmalarına referansla tartışılır. Üçüncü bölümde, bir karşı paradigma olarak gündeme gelen varsayım-yanlışlama modeli epistemolojik kökenleri üzerinden incelenir ve farklı kuramcıların çalışmalarında mimari programın nasıl değişip dönüştüğü; analiz-sentez modelinin eleştirisi üzerine kurulan varsayım-yanlışlama modeli altında mimari program anlayışının nasıl evrimleştiği araştırılarak tartışılır. Sonuç bölümünde ise, makale, mimari programın yeniden kavramsallaştırılmasına yönelik mimarlık gündemindeki güncel “durumu” ortaya koyar.
This paper traces the conceptual evolution of Architectural Program through the second half of the 20th century. It discusses the evolution of the notion and its place in the architectural discourse in the works of various scholars, while giving and reviewing essential views, with a particular focus on two paradigmatic epistemological positions under which these views could be categorized: analysis-synthesis and conjecture-refutations. Aiming towards a reconsideration of the notion, it concludes with presenting our present understanding and conception of the notion, namely the present “state” of architectural program in the architectural agenda.

5.Transformation Of The Wooden Residential Architecture Of The Kucuk Ayasofya Region And Evaluation In Terms Of Conservation
Tülay Çobancaoğlu, Koray Güler, Gülce Güleycan Okyay
doi: 10.23835/tasarimkuram.239589  Pages 55 - 75
İstanbul’un Dünya Miras Alanı olarak kabul edilmiş dört bölgesinden birinin sınırları içerisinde, Çatladıkapı ve Kadırga Limanı arasında yer alan Küçük Ayasofya mahallesi barındırdığı arkeolojik kalıntılar ve anıtsal yapıların yanında geleneksel ahşap konut mimarisi ile de dikkat çeken bir bölgedir. Bu çalışma Küçük Ayasofya Mahallesi’nin sahip olduğu ahşap mimari mirasın zaman içerisinde geçirdiği dönüşümünün ortaya konması, alanın sahip olduğu özgünlük ve bütünlük değerlerinin korunmuşluk durumlarının tespiti ve alandaki koruma sorunlarını belirlemeyi hedeflemektedir. Bu çerçevede öncelikle bölgenin tarihsel gelişimi ve yasal statüsü incelenmiştir. 5366 sayılı yasa kapsamında 2007 yılında Yenileme Alanı olarak ilan edilen bölgede uygulanması planlanan çalışmaların, alanın taşıdığı üstün evrensel değer gözetilerek titizlikle ele alınması gerektiği belirtilmiştir. Bu bağlamda alanın sahip olduğu ahşap mimari geleneğin karakterini belirlemek adına çalışma alanı sınırları içerisinde özgün değerlerini koruyarak günümüze ulaşmış olan yapılar detaylı şekilde belgelenmiştir. Tüm bu veriler doğrultusunda alanın bütüncül korunmasına yönelik değerlendirmeler yapılarak, bölgenin karşı karşıya kaldığı sorunların çözümü için öneriler geliştirilmiştir.
The Küçük Ayasofya region which has been located between Çatladıkapı and Kadırga port, within the boundaries of one of the four world heritage sites of İstanbul, draws attention with not only its archaelogical remains and monumental buildings but also its traditional wooden residential architecture. This study aims to determine the transformation on the traditional wooden architectural heritage of the region, preservation of authenticity and integrity values which comprises the spirit of the place, and identify the conservation problems. Within this framework, firstly the historical process and legal status of the region have been examined. It is stated that the works planned to implement in the region which has been declared as a renewal area according the law no. 5366 in 2007, should be handled very carefully and care about the region’s outstanding universal values. In this context, the buildings which have reached today with its authentic values in the borders of the study area; documented detailly in order to determine the character of the wooden architectural traditions belongs to the region. In the last section, analysis and evaluation of the data obtained in field studies due to maintain an integrated conversation and alternative solutions for these issues have been developed.

6.Understanding User Experience in Public Toilets: Cultural Probes as a Research Method
Zehra Sözbir Köylü, Alpay Er
doi: 10.23835/tasarimkuram.239590  Pages 76 - 94
Gündelik yaşamın önemli bir parçası olan kamusal tuvaletlerin koşulları bu tesisleri sürekli kullananların yaşam kalitelerini belirgin ölçüde etkilemektedir. Kullanıcılar kamusal tuvaletlerde yer alan ürünlere konut tuvaletlerindeki ürünlerden farklı yaklaşmakta ve kir ile başa çıkmak adına farklı kullanım biçimleri geliştirmektedir. Çalışmanın amacı kullanıcının kamusal tuvaletlerde temiz-kirli algısı ve ürün kullanımı arasındaki bu ilişkiyi incelerken, kültür sondalarının bu mahrem ve hassas araştırma ortamında veri toplama gereci olarak kullanılabilirliğini de ortaya koymaktır. Tuvaleti gündelik yaşam pratiğinin gerçekleştirilmesinde vazgeçilmez rolü olan kültürel bir nesne olarak değerlendiren çalışmanın, kullandığı yöntem ve benimsediği yaklaşım ile tasarım araştırmalarına ve pratiğine de katkıda bulunması beklenmektedir.
Public toilets have an important part in everyday life. Conditions of these facilities dramatically affect the quality of life of the users. Their approach to public toilets is different from domestic bathrooms and they develop different ways of use in order to deal with the dirtiness. While focusing on the relationship between the perception of cleanliness and product use in public toilets with a qualitative approach, this study aims considering the usability of cultural probes as a research method in such a sensitive and private research setting. Considering public toilets as an indispensable part of daily life, the study is expected to contribute to design research and practice both in terms of approach and methodology.

7.Taksim Meydanı'nın Cumhuriyet'in Kamusal Alanı Olarak İnşası
Birge Yıldırım, Arzu Erdem
doi: 10.23835/tasarimkuram.239585  Pages 95 - 106
Taksim Yayalaştırma Projesi ile gündemde olan Taksim Meydanı, Cumhuriyet'in ilanından bu yana siyasi erkin ideolojileri doğrultusunda yıkıp yeniden yaptığı bir kamusal alan. Günümüzde politik erkin temsili iktidarı doğrultusunda meydanda gerçekleştirdiği "yenileme projelerine" tarihsel süreçte rastlamak mümkün. Çalışma, Cumhuriyet Anıtının Taksim'e inşası ile başlayan, meydanın boşalma sürecini, çeşitli ideolojiler üzerinden okumayı hedefler. Taksim Meydanı'nın yüzyıllık kentsel dönüşüm hikayesini, tarihsel bir perspektifle, gezi /anıt/meydan ekseninde gerçekleşen dönüşümünü ve bu dönüşümün nasıl bir kamusal alan tariflediği sorusu üzerinden tartışmaya açmak niyetindedir.
Although it became the subject of recent debates due to the pedestrianization project; Taksim Square has been a critical public space redefined over and over through interventions of the political powers. Hence, there are similarities between such acts of intervention and the most recent one. In this paper, the aim is to provide a reading on different ideological acts that has been triggered by the construction of the Monument of Republic. Century long history of the square and various attempts of transformation will be discussed in the historical perspective and within a framework defined by the gezi/monument/square relations. In other words, the objective could also be defined as to provide a thorough discussion on many connotations of ‘public’ space that became explicit through the politically driven acts of transformation.

8.Postmodern Cephe Estetiğinde Barok Bir Yöntem Olarak Teatral Anlatım İlkeleri
Tuğba Polat, Ayla Fatma Antel
doi: 10.23835/tasarimkuram.239592  Pages 109 - 122
Günümüzde, sanat ve mimarlık çevrelerinde geliştirilen yeni yöntemler, belirli ortak davranış biçimleri içermektedir. Bu davranışların estetik ve plastik değerdeki yansımaları ise yine benzer biçimde ortak bir dil yaratmaktadır. Büyük ölçüde tüketim odaklı gelişen yeni sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel ortamda, her geçen gün farklı, dikkat çekici, iletişimsel ve teatral yöntemler denemek, oluşturulan bu dilin ortak konsantrasyon alanıdır. Postmodern mimari tartışmalarına dahil olan bu süreç, bilgi üretim teknolojileri ve sosyo-kültürel ortam ile doğrudan etkileşim içindedir. Bireysel zevklerin ön plana çıktığı ve üretim teknolojilerinin çeşitliliği desteklediği günümüzde, mimarlık da bu yeni eğilimlerden doğrudan etkilenmektedir. Böylelikle modern sonrasında farklı ve dikkat çekici olmaya yönelen mimarlık, temel bir prensip olarak iletişimsel olmayı bir tasarım stratejisi haline getirmiştir. Diğer taraftan, iletişimsel stratejilerin bir tasarım prensibi olarak ortaya çıktığı barok dönem, bu eğilimlerin genel karakteristiğini kuran bir sanat akımı olması bakımından, modern sonrası eğilimlerin teatral tavrı için uygun bir araştırma zemini sunmaktadır. Bu çalışmada, tasarım stratejilerindeki erk sembollerinin neler olabileceği, ve mimarlıktaki teatral anlatım eğilimine ne gibi bir destek sağladığı incelenmiştir. Ardından teatralliğin bir tasarım stratejisi olarak ortaya çıkışı, neden ve sonuç ilişkisi içinde değerlendirilmiştir. Buradaki amaç, teatral iletişimselliğin bir tasarım stratejisi olarak mimarlıktaki temel prensiplerini araştırmak, bu prensiplerin özündeki barok karakteri ortaya koymaktır.
For today’s art world, it has been observed that new methods of design show a common tendency of similar behaviours. Plastical and easthetical reflections of these behaviours create a common language of design as well. Trying to be creative, striking and communicational approaches constitute the main basis for this new language of design. This period which can also be named as tendencies after modernism in architecture, is directly linked to the new production and enformation technologies as well as socio-culturel environment. In today’s art environment in which individual tastes are becoming noticable and variety is supported by new production technology, architecture is one of the areas that mostly affected from these tendencies. Thus, architecture after modernism seems to contain theatrical principles as a basic design strategy. On the other hand, baroque style, which had created the strategy of suprising as a design principle, gives us a strong basis in order to examine the main characteristics of this tendency of being communicational in architecture after modernism. Within this context, the typology of these power symbols behind the impetus of being theatrical in architecture is going to be examined. Purpose of this study is to put forward the basic principles of dramatic behaviours and theatrical tendencies of new design strategies, and examine the baroque charasteristcis behind.

LookUs & Online Makale