ISSN: 1302-2636 | E-ISSN: 2757-668X
Journal of Design+Theory - Tasarım Kuram: 9 (15)
Volume: 9  Issue: 15 - 2013
INVITED ARTICLE
1.Yerelden Kopmak ve “Başka Yerde Mimarlık”
Deniz İncedayı
doi: 10.23835/tasarimkuram.240907  Pages 1 - 6
Abstract | Full Text PDF

RESEARCH
2.Endüstriyel Tasarımda Paradigma Kaymaları İşlev/Anlam İkiliğinin Aşılmasına İlişkin Bir Öneri
Sıdıka Benan Çelikel, Semra Aydınlı
doi: 10.23835/tasarimkuram.240906  Pages 7 - 20
Tasarım alanındaki paradigma kaymaları, 1960’larda bilim felsefesi alanında ortaya çıkan pozitivizm sonrası yaklaşımları takip eder. Bu çalışmada, ilkin bilimi, rasyonel bir bilme tarzı olarak gören ‘pozitivist (mantıkçı) bilim anlayışı’ ile ‘işlevselci tasarım anlayışı’ arasındaki ilişki kurulacaktır. Ardından, ‘anlam’ı tasarımın yeni temeli haline getirmeye çalıfşan ‘insan-merkezli tasarım anlayışı’ ile pozitivizm sonrası yeni bilim felsefesi yaklaşımları arasındaki ilişki ele alınacaktır. Tasarım alanına ilişkin paradigma kaymaları, genellikle işlev odaklı bir tasarım anlayışından başlayan ve anlam odaklı bir başkasında sonlanan bir bağlamda ele alınır. Ne var ki, bu çaışma, tasarımın, ‘işlev’ ya da ‘anlam’ temeli üzerinde inşa edilme girişimlerinin aynı epistemolojik varsayıma dayandıkları iddiasıyla ‘işlev/anlam ikiliği’nin Aktör-Network Teorisi (ANT) aracılığıyla nasıl aşılabileceğini ortaya konmaya çalışacaktır.
Paradigm shifts in the field of design follow the post-positivist approaches of philosophy of science that emerged in the 1960’s. In the present study, first of all, the (logical) positivist understanding of science that concieves science as a rational way of knowing will be associated with the functionalist understanding of design. Thereafter, the relation between the human-centered design approach that designates the new foundation of design as ‘meaning’ and the post-positivist approaches of philosophy of science will be covered. Paradigm shifts in the field of design are generally considered within a context in covers barely function-oriented or meaning-oriented approaches. Nevertheless, this study aims to indicate that the attempt of constructing design on the foundation of either ‘function’ or ‘meaning’ is indeed based on the same epistemological assumption. The attempt of overcoming what is called ‘function/meaning dichotomy’ will be set forth via the Actor-Network Theory, abbreviated as ANT.

3.Sibertektonik Mekân
Serhat Kut, Semra Aydınlı, Arzu Erdem
doi: 10.23835/tasarimkuram.240908  Pages 21 - 34
“Sibertektonik Mekân”, sibernetik bilginin mekânın tektoniğine eklemlenmesi ve bu çok katmanlı yeni mekânın bedene eklemlenmiş sibernetik uzantılarla kavranabilmesi sonuncunda “yeni” bir mekân deneyimi sunmaktadır. Bu çalışma ile insanın mesken tutma/varoluş sürecinde, gelişen yeni teknolojiler ve arayüzler doğrultusunda mimarlığın temel sorunsalı olan mekân ve mekânsal deneyim bağlamında açığa çıkma potansiyeli olan “yeni”nin ipuçlarını araştırılmıştır. İnsanın mesken tutma/ varoluş sürecinde “Sibertektonik Mekân”ın yerinin mimarlık bağlamında araştırılması, yorumlanması ve anlamlandırılmasının önemli olduğu düşünülmektedir. “Sibertektonik Mekân”a ilişkin araştırmanın kuramsal perspektifinin geliştirilmesinde Sanallık Gerçeklik Paradigması, Sibermekân Olgusu, Beden Mekân Deneyimi ve Uzantı Olgusu, Olay- Mekân-Eylem Örüntüsü kavramları temel kurguyu oluşturmaktadır. Bu kurgu bağlamında gerçekleştirilen uygulamalar ile araştırma sürecinde sibertektonik mekan kavramı anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Mevcut bir fiziki mekâna müdahale ederek, sibernetik öğelerle artırılmış bir mekân deneyiminin keşfedildiği Mekan +: Kütüphane, Mekan +: Sergi, Mekan +: Kampüs uygulamaları ile “Sibertektonik Mekân”ın sunduğu yeni mekan deneyimine dair olasılıklar, ilk elden deneyim ve katılımcı gözlem yöntemleriyle elde edilen bilgi ve deneyimler yorumlanmıştır.
The “Cybertectonic Space” provides a new experience of space, where cybernetic data is embedded into the layers of space. This multilayered
space can only be experienced through bodies which are extended with cybernetic extensions. This study seeks the indications of emerging space which is becoming possible with new technologies and interfaces, through the continuous process of human dwelling and being regarding architecture’s main problematic; space and spatial experience. The concepts of Reality-Virtuality paradigm, the phenomenon of Cyberspace, Body-Space experience, the notion of extension and Event-Space-Action patterns create the main structure to develop a theoretical framework for Cybertectonic Space research. Applications have been implemented to make a sense of the concept of Cybertectonic space. Space+: Library, Space+: Exhibition and Space+: Campus projects intervenes an existing physical space with cybernetic elements. Extracted data and experience gained through the methods of firsthand experience and participant observation through these projects are being interpreted within the conceptual framework Cybertectonic Space.

4.İstanbul’da Orta Bizans Dönemi’ne Ait Üç Anıt İle Çevrelerinin Bütünleşik Olarak Korunması İçin Öneriler
Mine Esmer, Zeynep Ahunbay
doi: 10.23835/tasarimkuram.240903  Pages 35 - 55
Çalışmada 843-1204 yılları arasında, başkent olarak tüm ekonomik, sosyal, mimari gelişmelerin merkezi durumundaki Konstantinopolis’te inşa edilerek, günümüze ulaşabilen kiliselerden: Vefa Kilise, Atik Mustafa Paşa, Fethiye (Pammakaristos Manastırı Kilisesi) camileri koruma disiplini açısından incelenmiştir. Bu yapılar ve çevrelerinin özgün niteliklerinin korunması, kentsel belleğin sürekliliği ve içinde bulundukları dokuyla bütünleşik değer oluşturmaları açılarından önemlidir. Ortaçağ İstanbul’un- dan günümüze, mimari üslupları, mekan tasarımları, opus sectile, mozaik, fresk ve keramoplastik bezeme öğeleriyle, eşsiz birer tarihi belge niteliği taşıyan bu üç anıt, dönemlerinin yapım tekniklerinin, estetik değerlerinin, mimari ve sosyal ortamlarının anlaşılmasına olanak sağlamaktadır. Vefa, Çarşamba, Ayvansaray semtlerinde bulunan bu önemli anıtlar, uzun süren bakımsızlık ve koruma yönünde tutarlı bir program olmaması sonucu tahribe açıktır. Ele alınan üç anıt ve çevreleriyle ilgili ayrıntılı tarih- sel araştırma, hassas ölçümler, fotoğraf ve çizimle belgeleme yapılmış ve koruma sorunları irdelenmiştir.
The three Middle Byzantine-era monuments (Vefa Kilise Camii, Atik Mustafa Pafla Camii and Fethiye Camii-Pammakaristos Monastery Church), which have been handled in this study, highlight the urban fabric and are unique historical assets which convey valuable information about the architectural styles, building techniques, decorative arts and social life of the Middle Ages. It is as important for their neighborhoods as the monuments themselves to preserve the authentic features, for the sustainability of the urban memory and integrated value of a monument with its physical and social environment. In the course of the study, data from library and archival research were collected, photographic surveys, measured drawings on the sites, descriptions and chronological analyses were prepared and evaluated in
the scope of architectural conservation discipline. Bearing in mind the earthquake risk, proposals for maintenance, repair, management and utilization of the architectural and archeological values were put forward.

5.Kayseri Kırsalı’ndaki Yığma Konutlar İçin Duvar Tipi Önerisi
Halit Can Görgülü, İlkay Koman
doi: 10.23835/tasarimkuram.240902  Pages 56 - 70
Nüfusunun %35’inin kırsal alanlarda yaşadığı ülkemizde sürdürülebilir kırsal kalkınma giderek önemi artan bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ekonomik, toplumsal ve çevresel boyutları olan sürdürülebilir kırsal kalkınmada, en önemli sorunlardan biri kırsal alandaki mevcut yapıların sürdürülebilirliği ve bununla birlikte yeni yapılaşmalarda yerel mimarlık ve yapım geleneklerinin sürdürülebilirliğinin sağlanmasıdır. Bu çalışmada sürdürülebilir kırsal kalkınma kavramı ve ülkemiz için önemi tanımlandıktan sonra, sürdürülebilir kalkınmada önemli bir yeri olan konut sorunundan söz edilmektedir. Çalışmanın amacı ise 2008 yılında, MSGSÜ ile TC. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı arasında “Kırsal Alanda Yöresel Mimari Özelliklerin Belirlenmesi, Rehber Bir Kitap ve Örnek Projelerin Oluşturulması” projesi ile yapılan çalışmalara ek olarak, bu yörede yapılacak konutlarda uygulanabilecek bir duvar tipi önerisi ortaya koymaktır. Çalışmada sırasıyla şu aşamalar yer almıştır: Yapı malzemelerine yönelik analiz ve değerlendirmelerin yapılması, duvar tipi için önerilen yapı malzemelerinin özelliklerinin tanıtılması, yapı elemanlarının kuruluş özelliklerinin açıklanması, sonuç ve değerlendirme.
Sustainable rural development is becoming more important day by day in our country where 35% of the population lives in rural areas. In the sustainable rural development that have economical, social and environmental dimensions, one of the most important problems is maintaining the sustainability of the existing buildings in the rural areas and sustainability of the local architecture traditions in the new buildings. In this study, after the importance of the sustainable rural development concept and rural housing problem in our country emphasized. The aim of the study is to determine a masonry wall type for rural housing in the case of Kayseri. Phases of the study are as follows: Analysis and evaluations for local construction materials and introducing properties of the proposed building materials, determination of the construction system principles, results and evaluation.

RESEARCH (THESIS)
6.Yapıların Otel Olarak Yeniden Kullanım Bağlamında Mekânsal Dönüşümlerinin Analizi: “Four Seasons Oteli- Sultanahmet Cezaevi” Örneği
Banu Apaydın, Cengiz Eren
doi: 10.23835/tasarimkuram.240904  Pages 73 - 89
Günümüzde sürekli gelişim içerisinde olan toplumsal yapının yeni biçim ve düzenlemeleri izlemesi yapıları da etkilemektedir. Özellikle, ülkemizdeki mevcut yapı stoku ve turizmin gelişimi sonucu artan yatak gereksinimi ile yeniden kullanım ve otel kavramı bir araya gelmektedir. Bu çalışmada otel işlevi verilmesi düşünülen yapıların yeniden kullanım sürecinde doğru mekanlar oluşturabilmek için tasarımlarında algısal ve kavramsal bağlamda mekana yaklaşma ve uzaklaşma, giriş ve çıkış, mekanların düzeni boyunca hareket, mekanların işlerliği ve içlerindeki eylemler, tasarım kimliği, mekanlar arası süreklilik ve mekan tasarımının gelişimi gibi gerekli olan hususlar ortaya konulmaktadır. Bu bağlamda söz konusu mekansal dönüşümlerin analizi için izlenecek yöntem şematik olarak özetlenmiştir. Daha sonra belirlenen yöntem doğrultusunda, hem tarihi bir yapı hem de eski İstanbul sınırları içerisinde yer alması açısından özgün bir örnek olan Four Seasons Oteli-Sultan Ahmet Cezaevi’nin analizi yapılmaktadır. Son olarak da seçilen örnek yapı üzerinden otel olarak yeniden kullanım bağlamında mekansal dönüşümlerin analizinden elde edilen öznel bulgular ortaya konulmaktadır.
Nowadays, the social structure in the continuous development monitors the new shapes and regulations that this effort also affects the structures. Especially, as a result of the existing building stock and the development of tourism, the concepts of re-use and requirement of bed and hotel come together. During the re-use process of buildings which are thought to be hotel and have the functions of hotel, subjects such as approach and departure to the space in terms of perception and conception in designs, entrance and exit, movement through the space design, functionality of spaces and actions in them, design identity, continuity and development of space design which are necessary for to establish and create suitable spaces. In this context, the method determined for the analysis of the spatial transformations is summarized as schematically. Then, in accordance with this determined method, the analysis of Four Seasons Hotel - Sultan Ahmet Jail is made, which is a unique example because of the reason that it is located within the boundaries of old Istanbul and a historical building. Finally,
nominative findings that have been obtained as the result of spatial transformations are discussed and set out within the context of re-use of a chosen sample building as a hotel.

7.Bitişik Ekosistemler Arasındaki Sınırlar: Ekolojik Geçiş Zonları
Seher Demet Yücel, Güzin Konuk
doi: 10.23835/tasarimkuram.240905  Pages 90 - 102
Bitişik ekolojik sistemler arasındaki sınırlar, bünyelerinde barındırdıkları zengin ekolojik çeşitlilik ile birçok bitki ve hayvan türü yanında insanoğluna da yaşam ortamı olarak hizmet etmektedir. 1980’li yıllara kadar çalışılması ve tanımlanması kolay olan homojen ekolojik birimler özellikle ekoloji bilimi içinde geniş araştırmalara konu olurken; keskin sınırları olmayan heterojen yapılı bu alanlar çoğunlukla göz ardı edilmiş, harita üzerinde tek bir çizgiye indirgenmiştir. Gelişen teknolojik ilerlemeler ile ekolojik sistemler arasındaki enerji, besin, su, materyal ve bilginin akışını sağlayan bu alanların, yapı ve fonksiyonları ile içinde konumlandıkları peyzajın işlevsel bir parçası olduğu saptanmıştır. Bu kapsamda MSGSU Fen Bilimleri Şehircilik Doktora Programında hazırlanmış olan “Sürdürülebilir Kent ve Peyzaj İlişkisinde Ekolojik Geçiş Zonları: İstanbul Beykoz Örneği” başlıklı tezin kavramsal kısmından üretilen bu makale ile ekolojik geçiş zonu kavramının ülkemizde bilimsel bir tabana oturtulması için teorik temeller ortaya konmuştur.
Boundaries among adjacent ecological systems serve as habitat for various plant and animal species as well as human kind with the rich ecological diversity. Homogeneous ecological units which were easy to study and define until 1980’s have been the subject of broad studies especially within the science of ecology, while these heterogeneous subjects which has no strict boundaries were ignored and were not reduced to a simple line on the map. These fields which enable flow of energy, nutrient, water, material and information between technological developments and ecological systems were determined to be a functional part of the position they are located with their structure and function. In this scope, this essay which was developed out of the theoretical section of the PhD thesis entitled “Ecological Transition Zones in Relation of Sustainable City and Landscape: Case of Istanbul Beykoz” present the theoretical grounds of the issue in order to form a scientific basis in Turkey.

8.Cumhuriyet Dönemindeki Koruma ve Onarım Süreçlerine İstanbul’daki Anıtsal Yapılar Üzerinden Bir Bakış
Selcen Coşkun, Demet Binan
doi: 10.23835/tasarimkuram.240900  Pages 103 - 126
Bu makalede, Türkiye’nin anıtsal yapı mirasını koruma alanında sahip olduğu yaklaşımlar ve 1923’ten günümüze 90 yıllık süreçte bunları şekillendiren etkenler ele alınmaktadır. Çalışma, İstanbul’daki anıtsal yapıların Cumhuriyet’in ilanından günümüze farklı dönemlerde geçirdikleri onarım süreçlerini uluslararası koruma ilkeleri ışığında
kuramsal açıdan incelemeyi hedeflemektedir. Araştırmada İstanbul’da bulunan anıtsal yapıların koruma ve onarım süreçleri değerlendirilmesi amacıyla kent siluetinde etkin olan dört yapı/yapılar topluluğu seçilmiştir. Buna göre, Ayasofya Müzesi, Fatih Camii, Topkapı Sarayı Müzesi ve Dolmabahçe Sarayı Muayede Salonu’nun 1930’lu yıllardan günümüze geçirdikleri koruma ve onarım süreçleri kısaca aktarılmakta ve bu onarımlarda tercih edilen restorasyon yön- temleri ışığında, Türkiye için koruma alanında var olabilecek dönemsel eğilimler tespit edilmeye çalışılmaktadır. Makalenin sonuç bölümünde Türkiye’de anıt eser korumasında yaşanan çıkmaz ve sorunlar başlıklar halinde ortaya konulmaktadır.
In this article, it is aimed to identify the general approaches and tendencies in the field of monumental building heritage conservation in Turkey in the last 90 years since the foundation of Turkish Republic in 1923. It is intended that this article will make a contribution to the studies on the history of architectural conservation in Turkey by focusing monumental buildings in ‹stanbul. In order to evaluate conservation and the
restoration processes of the monumental buildings in ‹stanbul, four buildings/building complexes which are dominant on the skyline of the city have been chosen as the case study of this research. Accordingly, the conservation approaches for the Hagia Sophia Museum, Fatih Mosque, Topkapi Palace Complex and Dolmabahçe Palace Ceremony Hall are briefly represented and studied. Guided by the conservation methods preferred at these restorations, the periodical tendencies which are possible to exist in conservation field. The results of the article aim to set forth the existing problems and the controversiries of monumental building conservation in Turkey.

LookUs & Online Makale