Mühendis-Mimar Sanatçı-Mimar’a karşı: İTÜ ve GSA’nin Birleştirilmesi Girişimlerinin Işığında Mimarlık Eğitiminde Kimliklerin Tahkimi (1930’lardan 1950’lere)
Mühendis-Mimar Sanatçı-Mimar’a Karşı
DOI:
https://doi.org/10.59215/tasarimkuram.414Anahtar Kelimeler:
GSA Mimarlık Bölümü- İTÜ Mimarlık Fakültesi- Mimarlık Eğitimi- Okul Kimlikleri- Yüksek Mühendis Mektebi Mimari ve İnşaat ŞubesiÖzet
Türkiye’deki mimarlık eğitiminin kurumlaşmasında iki önemli okul olan İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi ve Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü mimarlık eğitimi tarihi içerisinde birbirine karşıt iki konuma yerleştirilirler. İlkinde teknik ağırlıklı mimarlık eğitimiyle mühendis-mimar, ikincisinde sanat ağırlıklı mimarlık eğitimiyle sanatçı-mimar yetiştirildiği kabul
edilir. İki okulun da tarihsel süreçleri içerisinde kendi yollarını izleyerek geliştiği varsayılır. Ancak 1930’lardan 1950’lere kadar pek çok kez iki kurumun birbirine bağlanması düşünülür ve/ya önerilir. Devletin kurumlara ayıracağı bütçenin kısıtlılığından kaynaklanan birleştirme önerileri, okulları var olma mücadelesi içine sokar. Bağlanma girişimlerini bertaraf etmek için iki okul da kendi kimliğini tanımlamak ve diğerinden ayrımını ortaya koymak durumunda kalır. Sundukları mimarlık eğitiminin farklılığı mühendismimar/ sanatçı-mimar yetiştiren kurum kimliklerinin temelini oluştursa da iki okulun birbirine bağlanması girişimleri bu kimlikleri tanımlayarak ve birbirinin karşıtı olarak keskinleştirerek birer nitelik göstergesine dönüştürür. Bu yazıda İTÜ Mimarlık Fakültesi ve GSA Mimarlık Bölümü’nün kimliklerini tahkim etmesi, kurum arşivlerinde bulunan belgeler, kanun
teklifleri, Nafıa ve Maarif vekaletleri yazışmaları, dönemin mimari yayını Arkitekt Dergisi’nde çıkan yazılar, kurum mensupları
ve mezunlarının tanıklıkları aracılığıyla anlatılmaktadır.









