Kent Kimliğinin Oluşumunda Kutsal Merkezin Yeri: İslam Dönemi Kudüs'ünde Harem-i Şerif Örneği

Kent kimliğinin Oluşumunda Kutsal Merkezin Yeri: İslam Dönemi KUDÜS'ÜNDE HAREM-İ ŞERİF Örneği

Yazarlar

  • Kayahan Türkantoz

DOI:

https://doi.org/10.23835/tasarimkuram.240783

Anahtar Kelimeler:

Kutsal merkez- kent kimliği- görsel odak- toplumsal bellek- simge

Özet

Üç tektanrılı dinin ortak kutsal kenti olan Kudüs’te, 3000 yıldır kutsal merkez olarak varlığını sürdüren, İslâm döneminde de “Harem-i Şerif” adını almış olan bölge, kentin sahip olduğu zengin dinsel-simgesel anlam düzleminin ve bu düzleme yansıyan “kutsal geometrisinin” odak noktasıdır. Harem-i Şerif’in kent kimliğinin oluşumundaki yeri incelendiğinde, söz konusu kutsal alanın, eski kentin yaklaşık 1/5’ini kaplayarak iki boyutta (planda) egemen olduğu gözlenir. Diğer taraftan, Harem-i Şerif’in merkezinde yer alan ve kentteki en görkemli İslâm yapısı olan Kubbet el-Sahra, çevrenin en yüksek tepelerinden biri üzerinde yükselmesi, merkezî planlı kitlesini taçlandıran kasnağı ve soğan kubbesiyle, kente üçüncü boyutta (siluette) egemen olan güçlü bir görsel odak teşkil eder. Bir zamanlar, Süleyman Tapınağı’nın yükseldiği platformda VII. yüzyıl sonlarında Emevîler tarafından yaptırılan Kubbet el-Sahra, zaman içinde söz konusu tapınakla özdeşleşerek dördüncü boyutta ve toplumsal bellekte de Kudüs’un “simgesi” haline gelmiştir, giderek kentin “amblemi” olarak tanımlanmaya başlamış ve günümüzde “turistik objeye” dönüşmüştür. Ancak, bu dönüşümünün Kubbet el-Sahra’nın, Kudüs’ü “simgelediği” gerçeğini ortadan kaldırmadığı, bilakis güçlendirdiği ileri sürülebilir.

Yayınlanmış

2023-03-11